fbpx

Radyoloji

Radyoloji


Girişimsel Radyoloji, Cerrahi bir tedavi yöntemi değildir.

Girişimsel Radyoloji’de, damar sertliğinin oluşturduğu damar tıkanıklıkları ve bunların ortaya çıkardığı hastalıklar tedavi edilir. Ayrıca, onkolojik hastalıkların tedavisinde; özellikle karaciğer kanseri, böbrek kanseri, pankreas kanseri ve akciğer kanseri tedavisinde kullanılır.Bacak varislerinin tedavisinde, ana atar damar olan aort’un genişlemesinde, yani aort anevrizmasında etkin olarak kullanılmaktadır.

Tıp, yeni teknolojik tedavilere doğru ilerliyor. Hastaya en az acı verecek ve onun konforunu en az bozacak şekilde yapılan tedavi yöntemleri ileri teknolojiyle gerçekleştirilebilir. Kesisiz ve ameliyatsız uygulamalar yapan, yüksek ve ileri teknolojinin kullanıldığı, Girişimsel Radyoloji’de; Bilgisayarlı Tomogrofi, Manyetik Rezonans, Ultrasonografi, Anjiyografi gibi özel cihazlar kullanılmaktadır. Bunun yanında, çok özel üretilmiş tıbbi malzemeler ve onların arkasından gelen yan malzemelerle birlikte uygulanan tedavi yöntemlerini kapsar.

Girişimsel Radyoloji’deki işlemlerin süresi, cerrahi işlem süresine oranla, oldukça kısadır. Bu da, komplikasyonların ve sonradan ortaya çıkacak dezavantajların daha az olmasını sağlar. Genel olarak genel anestezi gerekmez. En uzun işlem iki saati geçmemektedir. Girişimsel Radyoloji’ye gitmeden önce büyük bir hazırlık yapılmasına gerek yoktur. Bir hastanın, Girişimsel Radyoloji tedavisine karar verildiğinde, o hastanın gece
24.00’den sonra yemek yememesi yeterlidir. Sabah aç karnına gelmeleri ve varsa kullandıkları ilaçları yanlarında getirmeleri yeterlidir.

Girişimsel Radyoloji Uygulamalarını Kimler Yapar?

Girişimsel Radyoloji uygulamalarını, radyoloji uzmanları ve radyoloji üzerine özel eğitim almış girişimsel radyologlar yapar. Hem cerrahi branşları, hem dahili branşları, hem de anatomiyi çok iyi bilmek zorundadırlar. Tıptaki yeni teknolojileri, yeni bilgileri, zamanında ve eksiksiz takip edebilmelidir.

Girişimsel Radyolojik Tedaviler ve Uygulandığı Hastalıklar

  •  Beyin damar hastalıklarına yönelik girişimsel radyolojik işlemler: Genellikle beyin kanamasını ve
    felç durumunu engellemek için yapılır.
  • Beyin damarlarında oluşmuş baloncukların (anevrizma) damar içerisinden tedavileri
  •  Beyin içerisinde doğuştan gelen damar yumaklarının (AVM) kılcal damarlar içerisinden ilerlenerek tıkanması
  •  Yeni ortaya çıkmış inme-felç durumunda saatler içerisinde girişim yapılarak tıkalı beyin damarının açılması
  •  Beyin beslenmesini engelleyen ya da felç riski yaratan şah damarı, beyincik damarı darlıklarının damar içerisinden koruyucu filtreler eşliğinde balon ve stent aracılığıyla açılması
  •  Şeker hastalarında ayaklarda beslenme bozukluğuna bağlı oluşan rahatsızlıkların (cilt değişiklikleri, morarma, yara, ülser) damar içerisinden tedavisi

Damar Hastalıklarına Yönelik Girişimsel Radyolojik İşlemler:

  •  Kadın hastalarda rahimde yer alan miyomların besleyici damarlarının tıkanması ile ameliyatsız olarak ortadan kaldırılması prensibine dayanan uterin myom (fibroid) embolizasyon girişimleri
  •  Özellikle bacak damarlarındaki darlık ve tıkanmalara bağlı yürüme güçlüğü ve ağrı çeken ya da ayak yaraları olan hastalarda tıkalı damarların balon ve stentle açılması
  •  Böbrek damarlarında darlık ve buna bağlı ileri derece yüksek tansiyonu olan hasta damarların girişimsel radyolojik yöntemlerle açılması
  •  Vücudun ana atardamarı aortun balonlaşması (aort anevrizması) durumunda damar içerisinden özel kılıflı stent ile damarın onarılması
  •  Hemodiyaliz hastalarında diyaliz için açılmış damar fistüllerinde zamanla oluşan darlık ve tıkanmaların açılması
  •  Toplardamar tıkanması durumunda buna bağlı oluşabilecek akciğere pıhtı kaçması (pulmoner emboli) ihtimaline karşı ana toplardamara (Vena Cava) filtre yerleştirilmesi
  •  Toplardamar yetersizliğine bağlı oluşan  varis ve venöz yetmezlik durumlarında görüntüleme eşliğinde damar içerisinden yapılan lazer ve girişimsel uygulamalar ile tedavi
  •  Diğer embolizasyon işlemleri kanamalarda kullanılır ya da hasta dokunun ya da organdaki kitlenin besleyici damarlarının tek tek tıkanması, kan dolaşımından dışlanması ile anormal dokunun tedavisi işlemleridir.
  •  Mide, bağırsak kanaması, iç kanama, akciğer kanaması ve organ yaralanmasına bağlı kanamalarda anjiografide damar içerisinden ilerleyerek kanayan damarın tıkanması ve kanamanın durdurulması
  •  Koroner damarlar dışında vücudun tüm damarlarına yönelik anjiografi ve girişimsel işlemleri içerir.

Kanser Hastalarında Tümör Tedavisine Yönelik Girişimsel Radyolojik İşlemler:

  •  Özellikle karaciğer tümörlerinde ve karaciğere sıçramış kanserlerde damar içerisinden tümöre dek ilerleyip özel ilaçların kanserli dokuya verilmesi ve damarların tıkanması (kemoembolizasyon) tedavileri
  •  Benzer yöntemler kullanılarak tümör dokusuna nokta atış girişimleri ile radyoaktif madde uygulanan radyoembolizasyon tedavileri
  •  Karaciğer, böbrek ya da akciğer yerleşimli tümörlerde ameliyat ile tedavi şansı yoksa ciltten iğneyle tümöre ulaşıp özel enerji uygulamaları (radyofrekans, mikrodalga gibi) sayesinde kanserli dokunun kurutulması
  •  Kanser hastalarının ileri derece ağrı çekmesine neden olan sinir tutulumlarını kurutmaya yönelik görüntüleme eşliğinde girişimler ile ağrı kontrolü işlemleri

Ciltten İğne ile Girilerek Yapılan Özel Girişimsel Tedaviler:

  •  Uzun yatış gerektirmez ve hastalar çoğunlukla kısa bir gözlem ardından taburcu olurlar.
  •  Karın boşluğu ya da göğüs boşluğunda oluşmuş her türlü apse ve sıvı birikimlerinin ciltten özel cihazlar ile boşaltılması.
  •  Böbrek kistlerinin hastaya zarar vermesi durumunda ciltten boşatılıp tedavisi (apse drenajı)
  •  Böbrek ve idrar yolu tıkanıklıklarında idrarın vücuttan atılamayıp böbreğe zarar vermesini engellemek için ciltten boşaltılması (nefrostomi) ya da mesaneye geçişin sağlanması (antegrad üreteral stent)
  •  Karaciğer, safra yolu ya da pankreas hastalıklarında safra yolu tıkanması halinde safranın vücuda zarar vermesini engellemek için ciltten boşaltılması ya da balon ve stent ile içerideki tıkanıklığın açılması
  •  Özellikle karaciğerde görülen parazit kistlerinin (kist hidatik) ciltten boşaltılıp özel bir tedavi ile kurutulması
  •  Vücudun herhangi bir yerinde oluşan tümörlerin, nodüllerin, kitlelerin yapısını anlamak için görüntüleme eşliğinde ciltten iğne ile yapılan biyopsi işlemleri

Girişimsel radyoloji, tıbbın hızla ilerleyen bir dalı olup, radyolojinin tedavi edici bölümüdür.
Girişimsel radyologlar, görüntüleme kılavuzluğunda minimal invaziv yöntemlerle perkütan (ciltten girilerek) tedaviler yaparak diğer klinik branşlara birçok konuda yardımcı olmaktadırlar. Temelleri 60’lı yıllara dayanan girişimsel radyolojik tedavilerde, işlemlerin çeşitliliği, karmaşıklığı ve derinliği son zamanlarda çok artmıştır. Bu şekilde çok geniş bir spektrumdaki işlemlere özgü yöntem ve teknikler geliştikçe, daha kritik ve dokunulamaz hastaların girişimsel tedavileri yapılabilir hale gelmiştir.

Girişimsel radyolojideki işlemler; görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye göre çok daha az invaziv yöntemler kullanarak, tedaviyi yönlendirir. Genellikle bu işlemler hastalar için daha kolaydır. Çünkü geniş kesiler yoktur, daha az ağrı, risk ve daha kısa iyileşme zamanı ile işlemler tamamlanır.

Girişimsel radyologlar önceden elde edilmiş görüntüler üzerinde gerçekleştireceği işlemi planlar. Daha sonra kateterleri (birkaç milimetre kalınlığındaki plastik tüpler) damarlardan veya perkütan olarak (ciltten girilerek), görüntüleme kılavuzluğunda (Dijital Substraksiyon Anjiografi, Floroskopi, Ultrason, Bilgisayarlı Tomografi) yönlendirirler. Bu işlemler lokal veya gereğinde genel anestezi altında gerçekleştirilir.

Girişimsel radyolojik işlemler vasküler (damarla ilgili) ve nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili)olarak iki büyük gruba ayrılır. Vasküler girişimler de nörovasküler girişimler (beyin damarları ileilgili) ve periferik vasküler girişimler (beyinin dışında kalan organların damarları ile ilgili) olarak ikiye ayrılır.

Vasküler (damarla ilgili) girişimsel radyolojik işlemlerin en sık yapılanı tanısal klasik anjiografidir. Ancak asıl önemli olan kısmı anjiyografik teknikleri kullanarak yapılan tedavi edici işlemlerdir.
Bunlar genel olarak daralmış veya tıkalı damarların açılmasını (balon anjioplasti (PTA), stentleme, pıhtı eritme / çıkarma) veya hastalıklı damarların kapatılmasını (Embolizasyon) içerir. Ancak bunların dışında da, yine damar içinden yapılan, değişik tedavi edici işlemler uygulanmaktadır.

Balon Anjioplasti (PTA) ve Stentleme İşlemleri; tıkalı veya daralmış atardamar ya da toplar damar hastalıklarında hastalıklı damar lümeninin damar içerisinden yapılan balon kateterler veya stent (metalik kafesler) ile açılması işlemidir. Kalp damarları dışındaki bütün damarların bu tip tedavileri Girişimsel radyoloji hekimlerince gerçekleştirilir. Bunlar böbrek ve diğer iç organlar, kola veya bacağa giden damarlar ve beyin damarları olarak sınıflandırılabilir. Günümüzde diz altı damarları gibi çok ince damarların damar içi tedavileri bile artık büyük bir başarı ile gerçekleştirilmektedir.
Bazen tıkanıklık nedeni pıhtı olabilir. Bu durumlarda da pıhtıların eritilmesi veya çıkarılması şeklinde işlemler uygulanabilmektedir. Damar pıhtılarına müdahale, özellikle inme yani felç geçirmekte olan hastalar için hayati önem arz etmektedir. Bu nedenle girişimsel radyologlar inme hastalarına müdahale ekibinin çok önemli bir parçasıdır.

Embolizasyon İşlemleri; anevrizma (damar genişlemesi), arteriovenöz malformasyon (anormal damar yumağı), tümör veya kanama odağının damar içi ve/veya ciltten kapatılması işlemidir. Bunlar içinde en kritik olanları beyin damarlarında yapılan işlemlerdir. Eskiden beyin ameliyatlarıyla tedavi edilen beyin damar hastalıkları, artık kapalı yöntemle damar içerisinden özel üretilen malzemelerle Girişimsel radyoloji hekimlerince tedavi edilmektedir.

Kanser hastalarında kullanılan bazı özel embolizasyon işlemleri mevcut olup, bunlar
“Kemoembolizasyon” veya “Radyoembolizasyon” olarak isimlendirilir. “Kemoembolizasyon”da kanserin bulunduğu bölgeye damar yolu ile ulaşılıp direkt kanser ilacı ve damarı tıkayan madde verilir. “Radyoembolizasyon”da ise, yine kanserin bulunduğu bölgeye damar yolu ile ulaşılıp sadece tümör içi ışın tedavisi yapmak amaçlı radyasyon yayan maddeler verilir. Bu işlemler, genellikle karaciğer tümörlerine uygulanır.
Kalpten çıkan ve bacaklara giden aort damarının ölümcül olabilen genişlemelerine aort
anevrizması denmektedir. Bu hastalıklar eskiden bütün karın açılarak yapılan ameliyatlarla tedavi edilmekteydiler. Ancak artık günümüzde Girişimsel radyoloji hekimleri sadece kasık ya da koltuk altı damarından girerek özel kaplamalı stentler ile bu tip hastalıklı damar genişlemelerini tedavi etmektedirler. Bu operasyonlar bazı durumlarda kalp damar cerrahları ile ekip olarak gerçekleştirilebilmektedir.
Sürekli veya aralıklı damar yoluyla ilaç verilmesi gereken durumlarda (kemoterapi gibi) veya yüksek hacimde kan değişimi yapılması gereken durumlarda (diyaliz gibi) hastalara uygun damar yolu sağlanması çok önemli bir ihtiyaçtır. Kanser hastalarında port katater takılması ve diyaliz hastalarında hemodiyaliz katateri takılması bu ihtiyaçlar için yapılan işlemlerdir. Bu işlemlerin girişimsel radyoloji hekimlerince görüntüleme cihazları kullanılarak yapılması başarısını artırmakta riskini azaltmaktadır.
Diyaliz hastalarında hemodiyaliz katateri takılması dışında da girişimsel radyolojide çok çeşitli işlemler yapılmaktadır. Bu hastalarda açılan diyaliz fistülleri hastalar için yaşamsal öneme sahiptir. Hastalarda fistül açılabilecek damar sayı ve çeşidi nispeten sabittir. Diğer yandan bu fistüllerin belli bir ömrü vardır. Bu hastalarda her bir fistülün ömrünü olabildiğince uzatmak temel amaçtır.

Bu fistüllerde zaman içinde oluşabilen daralmalar, pıhtı oluşumları ve bunlara
bağlı tıkanmalar gibi sorunlar oluşabilir. Bu sorunların önemli kısmı girişimsel radyolojik müdahalelerle çözülebilmektedir. Girişimsel radyolojideki bir diğer işlem bacak varislerinin tedavisi ile ilgilidir. Bacaklarda varise neden olan hastalıklı toplardamarlar, ultrason eşliğinde görüntülenip lazer ile yakılarak tedavi
edilebilmeye başlanmıştır. Bu sayede hastalar ameliyat olmaktan kurtulmakta ve hastaneye yatmadan günübirlik tedavilerle sorunlarından kurtulmaktadır.
Bacak toplardamarlarında görülebilen diğer bir önemli sorun yaygın pıhtılaşmalardır. Buna “Derin Ven Trombozu (DVT)” denir. Pıhtıların kan sulandırıcı ilaçlar ile eritilmesi çoğu durumda yeterli olmakla birlikte, yoğun pıhtı oluşumu halinde kan sulandırıcı ilaç tedavisi yeterli olmayabilir. Bu durumda pıhtının müdahale ile temizlenmesi gerekir. Uygun zamanda yapılan girişimsel radyolojik müdahale ile pıhtının tamamen temizlenmesi mümkündür.

Girişimsel radyolojik işlemlerin ikinci ana grubu ve nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili) işlemlerdir. Tanı koyma amaçlı yapılan nonvasküler girişimsel radyolojik işlemler, görüntüleme yöntemleri eşliğinde gerçekleştirilen biyopsi uygulamalarıdır. Biyopsiler; tiroid, prostat, karaciğer, pankreas, akciğer, böbrek gibi organlardan veya bunların dışındaki tümöral oluşumlardan ultrason veya tomografi gibi görüntüleme yöntemleri yardımıyla parça alınması işlemidir. Parçalar uzun bir iğnenin istenen dokuya yerleştirilmesiyle alınır. Biyopsi alınması birçok hastalıkta kesin tanıya ulaşılabilmesi amacıyla gerçekleştirilen ve bu nedenle de tedaviyi yönlendirmede büyük öneme haiz işlemlerdir.

Tedavi edici nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili) girişimsel radyolojik uygulamalar, değişik anatomik bölgelere ve hastalıklara göre çok çeşitli olup; abse/kist tedavileri gibi sıvı drenajlarını, böbrek veya safra kanallarına yönelik katater girişimlerini, radyofrekans veya mikrodalga ablasyon gibi tümör yakma işlemlerini içermektedir. Abse veya kist gibi hastalıklı sıvı toplanmaları görüntüleme eşliğinde özel iğneler ile cilt geçilerek ve buralara kateter yerleştirerek boşaltılıp tedavi edilebilirler. Bu yöntemle böbrek kistleri, kist hidatik gibi bir zamanlar ancak cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilen hastalıklar, kolaylıkla ortadan kaldırılabilir.
Tümörlerde radyofrekans veya mikrodalga enerjileri bir iğne ile hastalıklı bölgeye, görüntüleme eşliğinde iletilerek yüksek ısı oluşturulmakta, bir diğer ifade ile tümör yakılarak ortadan kaldırılmaktadır. Bu yöntem özellikle karaciğer tümörlerinin tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır.
Bununla birlikte potansiyel olarak bir çok tümörde kullanılabilecek bir yöntemdir.