fbpx

Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi Hastalıkları Bölümü

Vücudumuzu mikroorganizmalara veya zararlı tüm antijenlere karşı koruyan, birçok doku, organ ve moleküller elemanlardan oluşan savunma sistemimiz, “bağışıklık sistemi” olarak adlandırılmaktadır. Bağışıklık sisteminin yabancı antijenlere karşı vermiş olduğu tepkiye “immün yanıt” denilmektedir. Bağışıklık sisteminin vücudumuza zararı olmayan yabancı antijenlere karşı gereksiz abartılı cevap vermesi durumunda gelişen aşırı duyarlılık tablosu ise “alerji” olarak tanımlanmaktadır.

Alerjik hastalıkları ve immün sistemi oluşturan elemanlardan herhangi birinin yokluğunda veya fonksiyon bozukluğunda ortaya çıkan immün yetmezlik hastalıklarını hastanelerde Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi Hastalıkları Bölümü bilim dalı inceler.

İstanbul Çocuk Alerji Bölümü

Çocuk İmmünolojisi ve Çocuk Alerji Hastalıkları Yan Dal Uzman Hekimliği

Çocuk İmmünolojisi ve  Çocuk Alerji hastalıkları doktorları, 6 yıl tıp fakültesinde tıp eğitimini tamamladıktan sonra tıpta uzmanlık sınavında (TUS) aldıkları başarı puanına ve kadrolara göre branş tercihinde bulunurlar. Eğitim süresi 4 yıl olan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığını tamamladıktan sonra yan dal uzmanlık sınavına (YDUS) girerler. Yine almış oldukları sınav sonucuna göre tercihlerine binaen kazanmış oldukları çocuk immünolojisi ve alerji hastalıkları bölümünde 3 yıl yan dal ihtisası yaparlar.

Hangi Durumlarda Çocuk Alerji Doktoruna Başvurmalıyım

Çocukluk yaş grubunda en sık görülen hastalıklar atopik egzama, alerjik rinit, alerjik astım, ürtiker, besin alerjisi ve anafilaksidir. Sorumlu alerjen maddenin tespiti edilmesi, hem eliminasyonda hem de tedavide önemli bir yer tutar. Özellikle hayatı tehdit eden, ölümcül bir alerjik reaksiyon olan, halk dilinde “alerjik şok” olarak bilinen anafilaksi öyküsü olan hastaların çocuk immünolojisi ve alerji hastalıkları polikliniğinden izlemi son derece önemlidir. Bu olgularda acil eylem planı oluşturulmalı, gerekli korunma yöntemleri belirlenmeli, hasta yakınlarına veya hastaya uygulamalı ilaç eğitimi verilmelidir. Sık tekrarlayan öksürük şikayeti ve bronşiyolit öyküsü olan, mükerrer yatış gerektiren inhalasyon tedavisi alan birçok pediyatrik hastanın astım tanısı bu bölümde kesinleştirilmektedir. Egzama tedavisi alan hastaların % 30’ unda besin alerjileri eşlik etmekte olup, sorumlu gıda diyetten çıkarılmadığı için lokal tedavilerle başarı sağlanamamaktadır.

Özellikle ağır egzamaların araştırılması gereken altta yatan sebepleri arasında immün yetmezlik kusurları önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle lokal veya sistemik tedavilere cevap alınamayan ağır egzamalı olgular mutlaka Çocuk Alerji Hastalıkları Bölümü tarafından değerlendirilmelidir.

Bunun yanı sıra
Sık orta kulak enfeksiyonu,
Üst veya alt solunum enfeksiyonu,
Hastaneye yatış gerektiren ciddi enfeksiyon öyküsü,
Sürekli antibiyotik reçete edilen,
Ailede bağışıklık yetmezliği olan,
Göbek bağı geç düşen,
Canlı aşılar sonrası hastalık tablosu gelişen,
Cilt veya organ absesi olan,
Ağızda geçmeyen pamukçuk olan hastalar,

mutlaka bağışıklık yetmezliği açısından değerlendirilmelidir. Bu olgular farklı branş polikliniklerine başvurduğu için tanısı ve buna bağlı olarak tedavisi gecikmektedir. Bu nedenle hekim ve hasta farkındalığı önem arz etmektedir.

Çocuk Alerjisi Bölümünde Yapılan Test ve Tetkikler

Alerjik hastalıkların teşhisinde aşağıdaki tetkikler yapılır?

Deri prick testi (Alerji Deri Testleri),
Yama testi (Patch test),
Spesifik IgE ( kanda alerji testi),
Besin Yükleme Testi (Oral provokasyon testi)

 

Astım tanısı alan veya şüphesi olan hastalarda 7 yaş üzeri hastalarda solunum fonksiyon testleri yol göstericidir. Yine solunum sistemine ait alerji dışı hastalıkların ekartasyonu amacıyla radyolojik görüntüleme metodları istenebilir.

Sizi Arayalım

Bilgi ve Randevu için iletişim formunu doldurun sizi arayalım!

İmmün sistem değerlendirilmesinde öykü ve fizik muayene önemli bir yer tutar. Öncelikle birinci basamak tetkiklerle hasta değerlendirilir. Tam kan sayımı, bağışıklık antikorları (IgG, IgA, IgM, IgE), aşı yanıtları ilk ipuçları için yararlı olabilir. Hastanın fizik muayanesinde lenf nodu ve dalak büyüklüğü saptandığında detaylı inceleme için ultrasonografi istenebilir. Hastanın kliniğine göre ileri teknoloji gerektiren, immünoloji konusunda uzmanlaşmış, tecrübeli personelin değerlendirdiği immünolojik testler çalışılır. Ağır immün sistem kusurlarında ise hastada genetik eksikliğin belirlenmesi adına genetik analiz önemli bir yer tutar.
Unutulmamalıdır ki, hastanın teşhisi hekimin aldığı öykü, yaptığı fizik muayene ve branştaki mesleki tecrübesi ile konulmaktadır. Tetkikler hekimin tanıyı desteklemesi için faydalandığı istemlerden ibarettir. Tahlilin sonucu ile hastanın kliniğinin uyuşmadığı durumlara sıkça rastlanmaktadır. Hastaya yapılan test sonuçları, alerji ve immünoloji branşında ihtisas yapmış alerji doktoru tarafından değerlendirildiği zaman doğru teşhisi koymak mümkün olacaktır.

Çocuk İmmünolojisi ve Alerjii Bölümünde Tedavi Süreci

Alerjik hastalıklarda tedavideki ilk adımı sorumlu alerjenden korunma yöntemleri oluşturur. Alerjik astımı, alerjik riniti olan hastalar için söz konusu alerjenden kaçınmak için gerekenler hekim tarafından oluşturulan liste ile beyan edilmelidir. Alerjen eliminasyonu, sigara maruziyetinin azaltılması, aşırı soğuktan korunma, düzenli egzersiz yapılması gibi tetikleyici faktörlerden uzak durulması önerilmektedir.

Medikal tedavi ise her hastaya uygun olan tedavi basamağı seçilerek düzenlenmelidir. Astım tedavisinden kullanılan ilaçlarla ilgili hasta yakınlarına ilaç eğitimi verilmedir. Düzenli kullanılması gereken ilaçların yanı sıra, atak durumunda yapılması gerekenler izah edilmelidir. Astım hastalığı için farklı tipler tanımlanmış olup, yine hastalığın şiddetine göre de farklı terimler kullanılmaktadır. Hastanın mevcut olan şikayetleri, fizik muayenesi ve tetkikleri bir bütün olarak değerlendirildikten sonra astım hastalığının fenotipine ve şiddetine uygun olan tedavi başlanmalıdır.

Alerjik astımlı hastalarda ataklar solunum alerjenleri tarafından tetiklendiği için tedavisinde sorumlu alerjenin eliminasyonu, çevresel koşulların düzenlenmesi, medikal tedavi yanı sıra alerjen spesifik immünoterapi (AIT) uygulanmaktadır.

Spesifik İmmünoterapi (AIT) Uygulaması – Alerji Aşısı

Halk arasında alerji aşısı olarak tanımlanan AIT, tedavi modaliteleri arasında, immün tolerans gelişimini indükleyerek hastalığın seyrini değiştirebilen tek tedavi yöntemidir. Her hastaya uygun olan tedavi seçeneği, düzenli izlem ve yapılan tıbbi değerlendirmeye göre çocuk immünolojisi ve alerji hastalıkları yan dal uzman hekimi tarafından düzenlenmelidir. AIT önce haftalık başlayarak daha sonra aylık cilt altı uygulanan ve 3-5 yıl süren bir tedavi programını kapsamaktadır. Hasta yakınlarından onam formu alınarak başlanmalıdır. İlk doz sonrası hastane şartlarında 2 saatlik, devam eden dozlarda ise en az 30 dakikalık gözlem tamamlandıktan sonra hasta evine gidebilir.
Gıda alerjisi saptanan olgularda sorumlu besin eliminasyonu için diyet formu oluşturulmalı, diyetisyen ile işbirliği içerisinde hastanın beslenmesi düzenlenmelidir. Bazı olgularda emziren annelerinde diyet yapması gerekmektedir. Diyet yaptığı besine göre alternatif gıdalar seçilmeli, gerekli ise vitamin desteği sağlanmalı, anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda ise hipoalerjen mamalar rapor edilmelidir.

 

Alerji tedavisi; yan dal eğitimi olan, alerji doktoru tarafından bütüncül bir yaklaşımla takip edildiğinde, çocuğun yaşam kalitesi önemli ölçüde artar ve sağlıklı bir büyüme gelişme süreci ile yaşamına devam eder.

İmmun Yetmezlik Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Primer immün yetmezliği olan hastalar bağışıklık sistemi hastalıklarında uzmanlaşmış doktorlar tarafından takip edilmelidir. Hastalığın tipine göre tedavi değişkenlik göstermektedir. Öncelikle tüm hastalar için enfeksiyonlardan korunma ve genel temizlik kuralları esastır. Hastalık grubuna göre canlı aşı uygulamaları düzenlenmelidir. Aşılarla ilgili revizyon mutlaka hastanın aşı programını takip eden aile hekimine yazılı olarak tebliğ edilmelidir. Bazı olgularda uzun süreli antibiyotik, antifungal tedavi gerekli olmaktadır. Ağır antikor eksikliklerinde, kombine immün yetmezlik ve sendromik özellik gösteren kombine immün yetmezlikler grubunda intravenöz İmmünoglobülin (IVIG) replasmanı (yerine koyma) ise tedavinin en önemli kısmını oluşturur. IVIG, 1981 yılında primer antikor yetmezliklerinin tedavisinde kullanılmak üzere lisans almış olup, son 40 yıl içinde birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. IVIG, düzenli olarak 3-4 haftada bir damar yolundan uygulanır. Standart IVIG preparatları 5000-10000 donör plazmasından elde edilir. Donörlerin doğal enfeksiyon ve immünizasyon ile oluşturdukları çok çeşitli antikorları içerirler. Temel bileşenini immunglobulin G (IgG) oluşturmakla beraber, az miktarda immünglobulin A (IgA) ve farklı stabilizatörler (maltoz, sukroz, glukoz, prolin, glisin) içerebilmektedir. IVIG genellikle iyi tolere edilmektedir ancak, nadiren yan etki görülebilmektedir. Ateş, titreme, yorgunluk, baş ağrısı, miyalji, artralji hafif yan etkilerdendir ve sıklıkla hafif yan etkiler görülür. Özellikle sistemik yan etkiler ile karşılaşıldığında intravenöz uygulamadan cilt altı (subkutan) uygulamaya geçiş bu olumsuz etkileri en aza indirebilir. Bağışıklık yetmezliği olan hastalara verilen bu antikorlar, mikroorganizmalara bağlanarak ve bağışıklık hücrelerinin bu mikroorganizmaları temizlemesini kolaylaştırır. Antikor üretimi eksik veya hiç olamayan hastalarda eksik olanı yerine koyarak enfeksiyon sıklık ve şiddeti azaltılıp, tekrarlayan enfeksiyonların yol açacağı organ hasarlarını önlenmektedir. Sonuç olarak hastanın yaşam kalitesini artmaktadır.

Damar yolu uygulaması hekim gözetimi altında hastanın toleransına göre 4-5 saat arasında sürmektedir. Cilt uygulamasında ise 10-15 dakika sürmekte olup, ilk uygulamalar hastane şartlarında, hasta veya hasta yakının ilaç uygulama eğitimi tamamlandıktan sonra hastanın isteğine göre haftalık evde yapılabilmektedir.
Ağır bağışıklık yetmezliği olan hastalarda kemik iliği transplantasyonu (KİT, kök hücre nakli) hayat kurtarıcı olabilmektedir. Doku grupları uygun olan sağlıklı vericilerin kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerin damar yoluyla hastaya verilmesi esasına dayanır. Komplikasyon riski yüksek olan bu tedavi yöntemi KİT öncesi gereken hazırlıklar tamamlandıktan sonra mutlaka KİT ünitesi olan merkezlerde deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır.
Bunun dışında bazı primer immün yetmezlik hastalıklarında tanı kesinleştirildikten sonra enzim replasmanı, gen tedavisi, monoklonal antikorlar kullanılabilmektedir.

Çocuk İmmunolojisi ve Alerji Hastalıkları Bölümü, Türkiye’de ve İstanbul’da üniversite hastanelerinde ve az sayıda özel hastanede bulunmaktadır. Aynı zamanda alerji tedavisi süreklilik ve yaşam boyu düzenli kontrol gerektiren bir sağlık sorunu olduğundan yan dal uzmanlığı İmmünoloji ve Alerji olan doktorlar tarafından takip edilmelidir.

GÜNCEL ALERJİ KONTROL PAKETLERİ

 

Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Bölümü’nden  Online Randevu Sistemi‘ne giriş yaparak kolay ve hızlı randevu alabilir veya yukarıdaki formu doldurabilirsiniz.

“immünoloji randevu, alerji doktorları, istanbul immünolojisi ve alerjii bölümü randevusu, immünoloji ve alerji hastalıkları, immünoloji uzmanı, immünoloji ve alerji, alerji ve immünoloji bölümü olan hastaneler”