Üroloji

ÜROLOJİ BİLGİ FORMU

Bilgi almak için lütfen formu doldurunuz.

Yrd. Doç. Dr. Emre Salabaş

Biruni Üniversite Hastanesi Üroloji Bölümü, deneyimli uzman hekim kadrosu, gelişmeleri izleyen sağlık personeli ile ürolojik muayene, tanı ve tedavi hizmeti vermektedir. Hastanın iyileşmesi için verilecek tüm kararlar bilimsel yayınlar, tıbbi kılavuzlar ve güncel bilgiler temel alınarak verilmektedir. Hastanemizde; ürolojik hastalıkların tanı ve tedavileri için gereken tetkikler modern tıbbın ileri teknolojilerinden faydalanılarak gerçekleştirilmektedir.

ÜROLOJİ NEDİR ?

Üroloji, erkek ve kadının idrar yolu hastalıklarının (böbrek, üreter, mesane, prostat, üretra) ve erkeğin cinsel ve fertilite (çocuk sahibi olma) hastalıklarını (testis, penis; kısırlık veya cinsel sorunlar) inceleyen ve  tedavi eden bilim dalıdır.

Biruni Üniversite Hastanesi Üroloji hastalıkları gruplarına ait tüm tetkik ve tedavi işlemlerini için deneyimli ve akademik kadrosu ile hizmet vermektedir.

Ürolojik hastalıkların tedavisi doktorun bilgi ve biriminin yanında girişimsel işlemlerde yeni ve inovatif teknoloji kullanımını gerektirir. Hastanemizde teknoloji ve tecrübe gerektiren minimal invaziv ürolojik cerrahiler endoskopik ve laparoskopik olarak gerçekleştirilmektedir. Prostat ve taş hastalıklarının endoskopik (vücudun doğal boşluklarını kullanarak yapılan işlemler) tedavisi holmium lazer ve plazmakinetik kullanılarak yapılmaktadır. Varikosel cerrahisi gene dünyadaki altın standart olan mikrocerrahi kullanılarak yapılmaktadır. Kanser ameliyatları hastalığa bağlı olarak laparoskopik ve endoskopik olarak gerçekleştirilmektedir. Erkek cinsel problemleri (sertleşme, erken boşalma)  için gereken bütün tanı (hormon tahlilleri, penil Doppler) ve tedavi (ilaç tedavisi, şok dalga tedavisi, enjeksiyon ve ameliyat ile penil protez) yöntemleri kullanılmaktadır.

ÜROLOJİ KONULARI

  • Böbrek ve İdrar Yolu Hastalıkları
  • Mesane (İdrar Kesesi) Hastalıkları
  • Prostat Hastalıkları
  • Penis ve Testislerin Hastalıkları
  • Erkeklerde Zührevi Hastalıklar
  • Çocuk Ürolojisi
  • Jinekolojik Üroloji
  • Endoskopik Üroloji
  • İmpotans (İktidarsızlık)
  • Erkeklerde İnfertilite (Kısırlık)

TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Mesane (İdrar Torbası) Kanseri:

Mesane karnımızın alt bölümünde (küçük karın), idrarın biriktiği boşluklu organdır. Mesanenin duvarındaki hücrelerin yapısının bozulup, anormal olarak çoğalmaya başlaması mesane kanseri olarak adlandırılır. Mesane kanseri erkeklerde yaklaşık 3 kat fazla gözükür. Sigara içiciliği ve kimyasal maruziyet en temel sebeplerindendir.

Mesane duvarındaki kanser yüzeysel olabileceği gibi (kasa girmeyen mesane kanseri), mesanenin dışındaki kasın içinede girebilir (kasa giren mesane kanseri). Kanserlerin %75’i yüzeysel olsa da, kasa giren kanser grubunda kanserin diğer organlara atlama ihtimali mevcuttur.

Mesane kanseri semptomları:

Mesane kanserinin en sık kendini idrarda kanama ile farkettirir. İdrardaki kan gözle görülebilen (makroskopik) veya laboratuvar testlerinde çıkan şekilde olabilir.

Diğer şikayetler:

  • İdrarda ağrı
  • İdrarda ağrı
  • İdrar kalması hissi
  • Sık idrara gitme
  • İdrardan parça gelmesi

Sistoskopi

Mesane kanseri ön tanısı için görüntüleme yöntemleri (Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi) kullanılırken, kesin tanıda altın standart yöntemi sistoskopidir. İdrar kanalından mesaneye fiberoptik bir kamera ile direkt bakılmasını sağlayan bu işlem yaklaşık 10 dakika sürer ve hasta aynı gün eve gidebilir. Endoskopi ve kolonoskopi yöntemleri ile aynı prensipteki bu teknik sedasyon yardımı ile ağrısız bir şekilde gerçekleştirilebilir.

TUR Mesane/Tümör

Mesanede tümöral bir oluşum/kitle olması durumunda hasta isteğine göre hemen aynı veya başka bir seansta kapalı rezeksiyon (tümörün kazınması) yapılabilir. Mesane kanseri organa sınırlı olması durumunda, TUR (idrar kanalından mesaneye ulaşılan kapalı yöntem) yöntemi ile tek bir seansta hem tanı, hem tedavi, hem de patolojik evreleme gerçekleştirilebilir. TUR operasyonu ile vücutta herhangi bir kesik olmaz, hasta bir gün sonra eve gönderilir, sonda 1-2 gün arası tutulur. Hasta işlem sırasında veya sonrasında herhangi bir ağrı hissetmez, 3-4 gün içinde rutin hayatına dönebilir.

Takip

İlk tanı ve tedavi amaçlı TUR sonrası, patoloji ve görüntüleme yöntemleri ile onkolojik evreleme yapılır. Kasa girmeyen tümörlerde aralıklı sistoskopi (mesane bakısı) ile tümörün tekrar edip etmediği takip edilir. Mesane kanserlerinde %50’nin üzerinde tekrarlama ihtimali düşünülürse, bu hastalar şikayetleri olsun olmasın muhakkak 5 yıl takip edilmelidir. Yüksek dereceli veya yaygın tümörlerde aralıklı olarak mesane içine BCG ilaç tedavisi verilir.

Sistektomi (Mesanenin Alınması)

Kasa giren mesane kanserlerinde ise mesanenin alınması gerekir. Ameliyat yaklaşık 15 cm’lik bir kesiden, 4-5 saatte yapılır. Hasta hastanede ortalama 6-7 gün kalır. Mesane alındıktan sonra bağırsaktan yeni idrar torbası yapılıp, hastanın durumuna göre hastanın karnına (ileal konduit) veya idrar kanalına (neobladder-yeni mesane) bağlanır. Yeni mesane (neobladder) ile uygun hastalar ameliyat sonrası normal yoldan idrarını yapabilir. Ameliyat sırasında karın içi lenf bezleri de temizlenir, bu sayede kanserin diğer organlara sıçrama tahtaları da alınmış olur. Ameliyat sonrası idrar kaçırma, yapamama, idrar yolu enfeksiyonları gibi durumlar olulaşabilse de, hastanın hayatını tamamen normal geçirmesi de mümkündür. Kanserin evresine göre, ameliyat öncesi veya sonrası kemoterapi verilmesi gerekebilir.

Prostat, mesane altında yer alan ve mesaneden çıkıp dışarı açılan idrar yolunu çepeçevre saran bir salgı bezidir. Görevi meniyi besleyen sıvıyı oluşturmaktır. Prostatın iltihaplanması veya yangı olması genç erkeklerde kendini ‘Prostatit’, ağrı ve idrar yapma zorluğu olarak kendini gösterir. İleri yaşlarda ise iyi huylu büyümesi (BPH) ve prostat kanseri vakaları sıklıkla görülür. 40 yaşından itibaren erkeklerin prostatını kontrol ettirmek için üroloji muayenesi olması önerilir.

BPH – Benign Prostat Hiperplazisi nedir?

Erkeklerde yaşın ilerlemesine bağlı olarak yüzde 80 e varan oranlarda görülen prostat bezinin iyi huylu büyümesidir. Erkeklerin yaşı ilerledikçe, prostatta onunla beraber büyümesini sürdürür ve idrar kanalına baskı yaparak idrar yapmamızı engelleyebilir. 55 yaşında her iki erkekten birinin prostat normal sınırların üstündeyken, her dört erkekten birinin prostatın üretraya (idrar kanalına) baskısıyla beraber idrar yapma güçlüğü vardır. Prostatın ailesel bağı güçlü olduğu için, yakın akrabasında prostat büyümesi olan erkeklerde prostatla ilgili rahatsızlık olma ihtimali 4 kat fazladır.

BPH şikayetleri nelerdir ?

  • İdrarı başlatmada güçlük, zorlanma, ıkınma gerekliliği
  • İdrar yaparken kesik kesik işeme
  • İdrar bitiminden sonra devam eden damlama
  • İdrara aniden sıkışma veya zor yetişme
  • İdrara sık gitme
  • İdrar yaptıktan sonra tam rahatlayamama hissi
  • Gece tuvalete kalkma

İdrarın mesanede devamlı olarak kalması zamanla mesaneyi daha hassas hale getirip şikayetlerin artışına sebep olur. Ayrıca mesanedeki idrar devir daiminin bozulması, taş ve enfeksiyon (iltihap) oluşumuna sebep olarak idrarda yanma, ağrı ve kanamaya sebep olabilir. İdrar yolları darlığı, enfeksiyon, taş, nörojen mesane ve idrar yolları tümörleri de benzer şikayetlere sebep olabileceği muhakkak bir üroloji doktorunun kontrolü gerekmektedir.

BPH ne zaman tedavi edilmelidir?

Prostat büyümesi erkeklerin yarısından fazlasında görülse de, her hastanın, tedavi edilmesine gerek yoktur. Hafif-orta düzeyde şikayeti olan erkekler ilaçla tedavi edilebilirken, orta-ağır düzeyde şikayetleri olan erkekler cerrahi tedaviye ihtiyaç duyabilirler. BPH şikayeti olan erkeklerin %30-60 artası ilaç tedavisinden fayda görürler. Erkekleri en çok rahatsız eden şikayet gece idrara kalkmaktır. Ayrıca idrar miktarının ve akım hızının azalması, mesanede idrar kalması, mesane duvar kalınlığını arttırıp, idrar yollarına zarar vererek geri dönülemez hasarlara sebep olabilir. Bu sebeple bu şikayetleri olan erkekler cerrahiye gitme olasılığı en yüksek hastalardır.

Cerrahi gerektiren sebepler:

  • Böbrek hasarına sebep olan mesanenin yetersiz boşalması
  • İdrarı hiç yapamama durumu
  • İdrar kaçırma
  • Mesane taşı
  • Enfeksiyon
  • Tekrarlayan idrarda kanama
  • Hayat kalitesini etkileyen idrar yapma şikayetleri

Endoskopik (Kapalı) BPH (İyi Huylu Prostat Büyümesi) Ameliyatı:

Endoskopik prostat cerrahisi, BPH’ın sebep olduğu işeme güçlüğünün en hızlı ve keskin çözümüdür. TUR-Prostat (idrar kanalından doğal boşluğu kullanıp, prostata ulaşmak) operasyonu, prostatın kanalı tıkayan iç kısmının rezeksiyonu (kazınması) prensibine dayanır. Prostat ameliyatlarının altın standardı olan TUR-prostat cerrahisi mono-polar (sadece yakma yada kesme) olabileceği gibi bipolar (keserken aynı zamanda kanama kontrolü sağlayan) sistemde kullanılabilir.

Hastalar yaklaşık bir saatlik bir operasyondan sonra (genel veya spinal anestezi) 1-2 gün hastanede kalıp ondan sonra taburcu edilirler. Operasyon sonrası hastanın 1-2 gün arası sondası olur, hasta hastaneden idrarını yaptıktan sonra gönderilir. Hasta hemen ertesi ayağa kalkıp yürüyebilir. Hasta hastaneden çıktıktan kısa bir süre sonra günlük hayatına dönse de, tam iyileşme 3-4 hafta sürebilir. Operasyonun başarı oranı %90’lardadır. Hastanın operasyon sonrası idrar kaçırma oranı %2’dir. Operasyon sonrası meninin geri kaçıp, idrarla gelme oranı %50

Plazmakinetik (TURis):

Merkezimizde, Japon teknolojisi kaynaklı, bipolar plazmakinetik ve TUR sistemi kullanılmaktadır.
Plazma enerjisi, özel bir teknoloji olup, prostat dokusunun rezeksiyon (dokunun traşlanması), vaporizasyon (buharlaştırma) ve koterizasyonunu (kanama kontrolü) sağlar. Plazma enerjisi sayesinde müdahale edilen dokuda yüksek ısı enerjisi sağlanırken, çevre dokular ısı hasarından korunur.

Avantajları:

TUR sendromu gelişmez (aşırı sıvı yüklenmesine bağlı bir rahatsızlık)
Çok daha düşük kan nakli ihtiyacı (%65 daha az)
Çok daha düşük kan pıhtısı oluşumu ve tıkanması (%58 daha az)
Daha kısa hastanede kalış süresi (%16 daha az)
Sondanın çıkarılması (%11)
Sonrasında daha düşük ihtimalle ateş yükselmesi (%64)
İstenilen hastalarda ejakülasyon (boşalma) koruyucu cerrahi

TURis Sistemi:

Bu sistemle hastanın ihtiyacına göre Avrupa ve Amerika kılavuzlarında önerilen 3 değişik teknikte gerçekleştirilebilir. Küçük prostatlarda (≤80-100 cc) rezeksiyon (kesme) veya vaporizasyon (buharlaştırma) gerçekleştirilirken, daha büyük prostatlarda bipolar enükleasyon (Bi-LEP) cerrahisi tercih edilebilir. Vaporizasyon yöntemi ile kan sulandırıcı kullanan ve yoğun ek hastalıkları olan hastalar bile güvenli şekilde ameliyat edilebilirler. Yöntemin kanamasız ve güvenli yapısı hastaların bir gün içinde evlerine gitmelerini sağlar. Bi-LEP yönteminde ise eskiden sadece açık cerrahi ile yapılabilen büyük prostatlar, kapalı yöntemle güvenli bir şekilde ameliyat edilebilir.

Prostat Kanseri nedir ?

Prostat kanseri, prostat dokusunun kötü huylu tümörüdür. Kanserin risk faktörleri yaş, aile hikayesi ve ırktır. Her altı erkekten biri hayatlarının bir evresinde prostat kanseri tanısı alırken, lokal kanserlerin %85’i tedavi edilebilirdir. Prostat kanserinden ölümlerin %50’si 75 yaşından fazla erkeklerde görülürken, bu oran psa taraması ile %30 azaltılabilir.

Prostat Kanseri Semptomları

Prostat kanserlerinin %85’i hastada herhangi bir şikayet olmadan kanda PSA değerleri veya fizik muayene ile tanı alır. Şikayetin olduğu nadir vakalarda ise;

  • İdrar yapmada veya tutmada güçlük
  • Zayıf veya kesik kesik işeme hızı
  • Ereksiyon problemleri
  • Ağrılı ejakülasyon
  • İdrarda kan
  • Bel, kalça ve baldırlarda ağrı

Prostat kanseri tanısı prostat biyopsisi ile konulur

Prostat biyopsisi PSA > 4 ng/dl olan veya prostat muayenesinde anormal sertlik hissedilen hastalarda gerçekleştirilir. Prensip olarak biyopsi öncesi en az iki defa PSA kan tahlili yapılarak, laboratuvar doğrulaması gerçekleştirilir. Hastada gene PSA yüksekliğine sebeb olan akut prostatit (Ateşli prostat enfeksiyonu) rahatsızlığı olmadığına klinik değerlendirme ile emin olunmalıdır.

Genel olarak prostat biyopsisi, transrektal ultrason ile yapılır (TRUS BX). US eşliğinde prostat genelde sistematik olarak 12 kadrana ayrılır ve her kadrandan iğne ile bir parça alınır. Prostat biyopsisi kanserin yayılmasına sebep olmadığı için güvenle yapılabilir. Lokal anestezi ile de yapılabilen bu işlem, istenirse hafif sedasyon ile tamamen ağrısız olarak da gerçekleştirilebilir. Gerekli durumlarda biyopsi öncesi multi-parametrik prostat MR testi yapılıp, belirlenen parçalardan MR-US füzyon (birleşim) biyopsisi yapılabilir.

Prostat biyopsisinde olabilecek yan etkiler

  • İdrarda kan
  • Semende kan
  • Prostat veya idrar yollarında enfeksiyon
  • Makattan kan gelmesidir

Prostat biyopsisinde en çok endişe edilen prostat enfeksiyonu ihtimali, uygun antibiyotik kullanımı, makat bölgesinin temizliği ile azaltılabilir. Ağır enfeksiyon ihtimali %1’in altındadır.
Biyopsi sonucu patolojide incelendikten sonra prostat kanseri tanısı konması kadar, kanseri yaygınlığı ve derecesi (gleason grade) önemlidir.
Gleason grade 6 ve altı kanserler düşük dereceli, 7 orta dereceli, 8 ve üstü ise saldıran kanserler olarak kabul edilir. Patolojik ve klinik evre, kemik ve lenf bezi atlamasına göre tedavi seçilir.

Prostat Kanseri Tedavisi:

Prostat kanserinin erken teşhisi ile tedavi ve kansersiz yaşam ihtimali yükselir. Erken evrede yakalanan kanserlerin (%85) çok büyük oranı doğru tedavi ile kanserden kurtulur ve ilk 5 yılda kanser tekrarlanmaz. Beşinci yıldan sonra hastaların %20’sinde kanseri gösteren PSA değeri tekrar yükselebilir. Kanserin düzeyine göre tedavi seçenekleri aktif izlem, cerrahi tedavi ve radyoterapi nedir.

Sinir koruyucu prostat cerrahisi:

Prostata sınırlı kanserde, cerrahi tedavi ereksiyondan sorumlu sinir demetlerinin korunarak prostatın tamamen çıkarılması ve sonrasında idrar torbası ile kanalının bağlanması ilkesine dayanır. Ameliyatın en önemli avantajlarından bir tanesi karın içinde bulunan lenf bezlerinin de temizlenerek, hücresel olarak dağılmış kanserin temizlenebilmesidir. Bu sayede orta ve ileri evre prostat kanseri hastaları tedavi olabilir ve beklenen yaşam süreleri uzayabilir.

Yaklaşık 2-3 saat süren bu ameliyat, göbek deliğinin altından yaklaşık 10 cm’lik küçük bir kesi ile gerçekleştirilir. Hastanede 3-4 gün arası yatan hastalar, ameliyat sonrası 10-14 gün sondalı kalırlar. Ameliyat sonrası birinci günde hastalar ayağa kalkıp yürüyebilirler. Hastanın beklenen günlük hayata dönme süresi 3-4 haftadır. Bugünkü teknikle ağır kanama ve idrar kaçırma (%10) nadiren görülmekte, pek çok hastada ereksiyon korunabilmektedir. Hastalarda ilk 3 ayda öksürük ve hapşırma ile idrar kaçırma görülürken, birinci yılın sonunda idrar kaçırma %90 ortadan kalkar. Bir kısım hastada ereksiyon (sertleşme) ameliyat sonrası birinci yılda toparlanırken (%50), kalan hasta grubunda ek takviyelere ihtiyaç duyulabilir.

Varikosel, skrotumdaki testis venlerinin (toplar damar) anormal genişlemesidir. Normalde vücuttaki kanı kalbe geri toplayan venlerdeki kanın geri kaçışını engelleyen kapak mekanizması bozulduğunda, yer çekiminin etkisi ile kan skrotumda (yumurtalık torbası) göllenerek varikosele sebep olur. Skrotumda biriken kan, ısı artışı ve zararlı metabolitlerin artışı ile testisin sperm ve erkek cinslik hormonu üretimini bozar. Erkeklerin yaklaşık %15-20’sinde muayenede varikosel tespit edilir. Varikosel %80 sol yumurtalıkta olurken, %15 çift taraflı olarak görülür.

Varikosel erkekleri nasıl etkiler?

Varikoselin sebep olduğu üç ana problem, bozulmuş fertilite (çocuk sahibi olmak), testiste erkek cinslik hormonu üretimin azalması ve skrotal rahatsızlıktır. Varikoseli olan erkeklerin %20’sinde sperm sayı, hız veya kalitesinde azalma ve bunun sonucunda çocuk sahibi olmada güçlük görülür. Varikoselin fertiliteyi en çok etkilediği hasta grubu, genelde daha önce çocuk sahibi olup 2. veya 3. çocuk konusunda sorun yaşayan, otuz yaşından büyük erkeklerdir. Erkek cinslik hormonu düşüşü çoğu erkeği klinik olarak etkilemese de, bazı erkeklerde aşırı erkek cinslik hormonu düşüşü metabolik sendrom, diyabet ve osteoporoza sebep olabilir.

Varikosel semptomları nedir?

  • Çocuk olmaması
  • Skrotum /yumurtalık ağrısı
  • Erkek cinslik hormonu.düşüklüğü
  • Yumurtalıklarda şişme/damarlanma

Varikosel ve Ağrı

Varikosel ağrısı özellikle uzun süre ayakta duran yada fiziksel aktivite yapan erkeklerde görülür. Ağrı genellikle hafif yada orta düzeydedir, yatmak ve ayakları kaldırmak ile azalır. Tipik varikosel ağrısı olan erkeklerde cerrahi düşünülebilir ancak ağrı cerrahi sonrası geçmeyebilir. Mikrocerrahi spermatik kord denervarsyonu (sinirlerin bağlanması), aşırı ağrı şikayeti olan hastalarda uygulanabilir.

Varikosel ve Fertilite

Çocuk sahibi olamayan her 3 erkeğin birinin muayenesinde varikosel saptanır. Varikosel sperm sayısı, hızı ve şeklini bozarak çocuk sahibi olmayı güçleştirdiği gibi, sperm DNA’sını etkileyerek düşük riskini de artırabilir. Varikosel, testis hacminde düşüş, sperm kalitesinde bozulma yapıyorsa, mikroskopik cerrahi ile tedavi edilmelidir.

Varikosel Mikrocerrahisi

Varikosel cerrahisinde altın standart tedavi yöntemi mikrocerrahidir çünkü operasyon sonrası nüks (tekrarlama) ve komplikasyon oranı en düşük yöntemdir. Genel/spinal anestezi altında kasık bölümünden 4-5 cm’lik bir kesi ile spermatik korda ulaşılır, mikroskop ile x8-10 kat büyütme altında, arter ve lenfler korunurken şişmiş venler bağlanır. Mikroskop kullanıldığı için arter ve lenf kesisine bağlı operasyon sonrası testisin küçülme yada hidrosel gelişme riski minimaldir. Subinguinal insizyon sayesinde kas kesisi olmadığı için, operasyon sonrası fıtık gelişim ihtimali ve ağrı son derece azdır. Hasta operasyondan sonraki gün eve gidebilir, minimal invaziv yaklaşımla hızla günlük hayatına döner. Tedavinin başarısı için operasyon mikro-cerrahi konusunda ehil bir kişi tarafından gerçekleştirilmelidir.

Mikrovarikoselektomi cerrahi başarısı

  • Hastaların yarısından fazlasında, %50’nin üzerinde sperm sayısında artış görülür
  • Bir yıl içinde hastaların üçte birinde spontan gebelik sağlanır, gebelik ihtimali 2.2 kat artar
  • IVF/ICSI gereken hastaların üçte birinde IUI (aşılama) yeterli olur
  • Cerrahi sonrası erkeklik hormonu artar

Ureterenoskopi (URS):

İdrar kanalındaki taşlara endoskopik olarak (herhangi bir kesi olmadan, idrar kanalından kamera ile girilerek) ulaşılması ve lazer ile parçalanıp dışarı alınması işlemidir. İşlem sonrası geçici bir katater konularak böbreğin rahat boşalması sağlanır. Hasta aynı gün veya bir gün sonra eve gönderilir. URS ile üreter ve böbreğin herhangi bir yerindeki taşa ulaşılabilir. Üreterdeki taşlarda rijid URS tercih edilirken, böbrek taşlarına fleksibl URS (RIRS) ile ulaşılır. Özellikle gebe, kan sulandırıcı kullanan, obez, taşın tam ve hızlı temizlenmesi gerek durumlarda URS cerrahisi tercih edilir. Merkezimizde rijid ve fleksibl URS ile holmium lazer kullanılarak bütün kapalı, endoskopik cerrahiler gerçekleştirilmektedir.

Perkütan Nefrolitotomi:

Böbrekteki 2-3 cm’den büyük taşların temizlenmesi için kullanılan ve açık böbrek taşı cerrahisine gereği kaldıran endoskopik cerrahi biçimidir. Hastanın bel bölgesinden yaklaşık 1-2 cm’lik ufak bir kesi ve kamera yardımı ile böbreğe ulaşılır, büyük taşlar hızlı ve kesin bir şekilde temizlenir. Cerrahi işlem yaklaşık 3 saat sürerken, tahmini hastanede kalış süresi 2-3 gün arasındadır. Merkezimizde çocuk hastalar ve minimal invaziv yaklaşım isteyen hastalar için aynı zamanda mini-perkütan (daha küçültülmüş kameralarla gerçekleştirilen) yöntemi uygulanmaktadır.

Sertleşme Sorunu

Sertleşme sorunu, cinsel ilişki için gerekli sertleşmeyi başlatamama veya sürdürememe durumunun devamlı ya da tekrarlayan şekilde olmasıdır. Bu problem, yaşam tarzı ve kullanılan ilaçların etkisiyle oluşabileceği gibi penisin sertleşmesi için gereken kanı taşıyan damarlarda oluşan sorunlar neticesinde de meydana gelebilir.

Sertleşme sorunu kimlerde görülür?

  • 40 yaş üzeri erkekler
  • Diyabet (şeker) hastaları
  • Prostat kanseri ameliyatı olan hastalar
  • Kalp ve Damar Hastaları
  • Kolestrol ve yüksek tansiyon hastaları
  • Birtakım ilaçların yan etkilerine bağlı
  • Aşırı kilosu olanlar
  • Alkol ve sigara tüketenler
  • Psikolojik sorunu olanlar

LI-ESWT TEKNOLOJİSİYLE ŞOK DALGA TEDAVİSİ

LI-ESWT teknolojisi, 40 yaş üzeri erkeklerin yaklaşık yüzde 69’unda gözlenen sertleşme sorunu için yeni geliştirilen bir tedavi yöntemidir. Tedavide, hastaya rahatsızlık vermeyen düşük enerji akustik şok dalgaları (LI-ESWT) bu tedavi için özel geliştirilmiş başlıklar ile uygulanıyor.
Yapılan bilimsel araştırmalar, şok dalgalarının yeni hücre oluşumuna sebep olması ile damarın iç yapısını onardığı ve yeni mikro-damarlar oluşturduğu (neonendotelizasyon ve anjiogenez), böylelikle penisteki kanlanmayı arttırarak damarsal kaynaklı sertleşme sorunu tedavi ettiğini ortaya koymuştur. Cihaz, sadece sertleşme sorunu tedavisi için özel olarak geliştirilmiş ve sistemik yan etkisi olmayan önemli bir sistemdir. LI-ESWT Şok Dalga Tedavisi; düşük yoğunlukta ses dalgaları ile peniste yeni damar oluşumu sağlayarak damarsal nedenli sertleşme bozukluklarında iyileşme sağlamaktadır.

Nasıl uygulanır ve ne kadar sürer?

20’şer dakikalık seanslar halinde, Hafif derece hastalarda 6-12 seans, ağır derece hastalarda ise 12-18 seans uygulanan Şok Dalga Tedavisi, yeni hücre yapımını uyararak penis damarlarında onarım ve yeni damar oluşumuna yol açmaktadır. Böylelikle şok dalga tedavisi, sertleşme sorunun ana nedenlerinden olan kanlanma yetersizliğini düzelterek ve uzun vadeli bir tedavi seçeneği yaratmaktadır. Son 15 yıldır koroner kalp hastalığında başarıyla kullanılan şok dalga tedavisi LI-ESWT teknolojisi ile sertleşme sorununda da başarıya ulaşılmıştır. Penise lokal uygulanması nedeniyle LI-ESWT tedavisinin kalp damar sistemi dahil diğer hiçbir organ üzerinde yan etkisi bulunmamaktadır, işlem sırasında herhangi bir ağrı yada acı oluşmaz.

Şok dalga tedavisi, kullanılan ilaçlar ile etkileşme göstermemektedir. Hastaya tedavi öncesi ve sonrasında hiçbir hazırlık ve kısıtlama gerektirmemektedir. Tedavi hiçbir yatıştırıcı veya anestezi uygulamayı gerektirmez. Hasta işlem sonrasında günlük yaşamına devam edebilmektedir. Hastanede yatış söz konusu değildir. Şok dalga tedavisi ile sertleşme sorununda, ilaç kullanma zorunluluğu ve ilaca bağlı yan etkiler ortadan kalkmaktadır. Ayrıca ilaç kullanırken gereken cinsel ilişkiyi önceden planlama gerekliliğine de son vermektedir.

BÖLÜM DOKTORLARI

BÖLÜM YAZILARI